Ortaya Karışık Bir…

Takıntılı blogculuk

Posts Tagged ‘bulgaristan

Türkçe haberler ne kadar Türkçe ne kadar siyasi?!

leave a comment »

Bulgaristan’da pek de yeni olmayan bir tartışma Türkiye’de de yankı buluyor şu günlerde. Ortalığın hareketlendiğini Cumhriyet gazetesinin verdiği haberden de görüyoruz.

Konumuz, Bulgar devlet televizyonunda 15 dakikalık Türkçe haberler olsun mu olmasın mı. Bu soru referandumda da Bulgar halkına soruldu. Halkın çoğu Türkçe haberlere karşı.

Karşı olma sebeplerinin arasında çeşitli türden nedenler yatıyordur mutlaka. Türkiye’de TRT Şeş’e kaç kişi sıcak bakıyor? Bununla ilgili bir referandum var mı? Veya demokrasi nedir?

Bulgar devlet kanalında hergün 15 dakika süre Türkçe haberleri 2 ya da 3 kez izlemişimdir. Sabahtan duyduğunuz, okuduğunuz ve kulağınıza gelen bir sürü haberden 7-8 tanesini seçip ısıtıp önünüze koyuyorlar. Belli ki canla başla çalışılıyor(!).

Kimler izliyor bu haberleri?

HÖH‘e (Hak ve Özgürlükler Hareketi) gönlünü vermiş ortayaş ve üstü seçmenler ve yanıbaşlarında oyun oynaya torunlarının kulak misafiri olarak varlıkları. Geriye kalan Türk nüfus ne izliyor derseniz, Türk televizyonlarından Uğur Dündar’ı, Mehmet Ali Erbil’i ha bir de dizileri izliyordur büyük ihtimalle.

O zaman, neden illa Türkçe haberlerin devlet kanalında yayınlanması gerekiyor? Başka dilde haberlerin devlet kanalında yayınlanması kadar saçma birşey yok. Avrupa Birliği genişleyerek potasında herkesi eritmek yoluyla, kültürleri harmanlamaya çalışıyor. İyi, güzel de bu böyle olmaz. Özellikle de AB’nin dayatmasıyla bu haberlerin siyaset dengesi olarak kullanılmaya çalışılması en yanlışı.

Diğer taraftan ise HÖH, Ahmet Doğan‘a tüm saygılarımla, son seçimlerdeki ortaya çıkan kötü sonuçtan bu anı kullanarak çıkmaya çalışacaktır. En azından, ben olsam öyle yapardım. ATAKA‘nın beyni(!) Siderov saldıracak, Başbakan ise referanduma gidecek, bir dakika bile beklemeden hemen paslanmadan manipülasyon alet ve edevatlarımı ortalığa çıkarır, hepsini kullanmaya başlarım.

Kısacası Bulgaristan siyaseti, kötü ve son derece olumsuz bir kısırdöngü ile karşı karşıya kalacak.

Çözümü var mıdır? İlla da Türkçe haberleri bir Bulgar kanalında izlemek istiyorum diyenler varsa (var var), bu istekliler Bulgaristan’da Türk kökenli iş adamlarına gidip özel TV kanalı istesinler. Ama bu devlet kanalından yapılmasın. Gereksiz bir gerginlik, sağlıklı kafaları bile karıştıran bir kavram bulamacı ve Bulgarların dediği gibi her kurbağa kendi gölünü bilsin!!!

Devlet kanalı BNT’de yayınlanan Türkçe haberlerden de iyi günler değerli izleyiciler!

Written by Besimi

Ocak 6, 2010 at 3:44 pm

Rodoplar’da bir düğün havası (Ribnovo)

with 4 comments

dsc04812

Al al, rengarenk.

dsc04815

Kasabanın derdinden uzakta.

dsc04825

Düğün dernek, tek yürek.

dsc04842

Bu ufak bakkaliyede gözüme alkole dair bişey çarpmadı.

dsc04851

Koca koca aileler, nesil boyu.

dsc04905

Rengarenk, abartılı bir çeyizin önüsıra davul zurna.

dsc04911

Köy ahalisi derneğe tam anlamıyla hazır.

dsc04933

Bu yaşlı nine, köhne evinin balkonundan düğüne daha rahat katılabileceğeni düşünmüş olsa gerek.

dsc04934

Anam, alacakuşağı, renk renk üstüne.

dsc04970

Garip ama gerçek: bu da gelinimiz.

dsc04973

Tuval misali geline vurulan son rötuşlar.

dsc05000

Damada, bir yastıkta beraberce kocamak üzere gelin teslim ediliyor.

Bu görüntüler gösteri amaçlı yapılmış veya giydirilmiş köylüler değil. Bulgaristan‘ın Ribnovo köyü ahalisinin nadide kızlarının bir tanesini evlendirme töreninden çekilmiş resimlerdir.

Osmanlı tesiriyle (kimi tarihçiye göre zorla ve hile ile, kimisine göre de kendiliğinden müslüman olma) İslamiyet’i kabul etmiş bir Slav topluluğudur Pomaklar. Bu resimlerde gördüğünüz köy sakinleri de Pomak diye adlandırılan (aslında pomak kelimesi pomaklar arasında küçük düşürücü bir etiket olarak da algılanır) Müslümanlardır. Bulgarlar tarafından Müslüman oldukları gerekçesiyle, Bulgaristan Türkleri tarafından ise Türk olmadıklarından dolayı saygı görmemeyi bir kenara bırakın, hor bile görülürler.

Bu durum da, pomakların kendilerini izole etmelerine ve hatta ve hatta kendisini izolasyon duvarından sıyırmaya çalışanların önyargıları gerçek kimliklerini saklama yoluna gittikleri yalan değildir. Şahsen, üniversite yıllarında çok fazla sayıda kimliğini saklayan pomakla tanışıp, neden sonra Türk olduğuma inandıklarında gerçek kimliklerini açıklamışlardı bana. Fakat aramızda kalması şartıyla tabi ki.

Birçoğuyla oturup sohbet etmişizdir, bir sorular yöneltmişimdir zamanında. Ancak, hiçbir zaman bir pomak köyüne gidip yaşantılarını yakından inceleme şansına sahip olamadım. Sevgili gazeteci arkadaşım Nesrin sayesinde, onun bizzat kendi makinesiyle çektiği ve benimle paylaştığı resimleri ben de paylaşma gereksinimi duydum.

Anlaşıldığı üzere, bu bir köy düğünü. Bildiğim pomaklar son derece dindardır ve inançlarına toz kondurmazlar. Kendilerini herhangi bir etnik gruba dahil edemediklerinden tüm aidiyetleri inanç sistemleri üzerine kurulu ki bu da son derece anlaşılabilir sebeplerden dolayı böyle. Koyu müslüman olmalarının yanında, pomak kadınlarının rengarenk, doğayı bütün ihtişamıyla yansıtan kıyafetleri ve gelinin zombie beyazına boyanan yüz makyajı bize pagan kalıntıların da inanışlarından tamamen yok olmadığının işaretini veriyor.

Written by Besimi

Nisan 27, 2009 at 3:13 pm

Hoş kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , , , , , , ,

Nasıl Millet Olunur?!

leave a comment »

1Merkezi devletin gücünü yitirdiği yerde popülizm kokuları saçan sözde ulusalcı faşist eğilimler başgösterir.

2Komünizm’den nasibini almış, demokrasi(!)nin kaybettirdiklerinden acı çekenler her türlü yılana sarılır.

3Türk ırkçılığı üzerinden milli bir bilinç uyandırılmaya çalışılır.

4Duygular karışıktır. Nefret, sevgi, kin, açlık, belirsizlik!

5Semboliktir duygu ve fikirler.

6Acı olan, kendi tabağına bakmadan yanındakine bakıp hep ona özenmektir.

3 Mart, Bulgaristan’ın Osmanlı idaresinden kurtuluş yıldönümüdür.

Bulgarların deyişiyle “Türk köleliği”nden kurtuluştur.

Kaynak: Dnevnik Gazetesi

Written by Besimi

Mart 4, 2009 at 11:25 am

outcry kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , , , , , ,

Yeni Model ”Scania”

leave a comment »

scania

Erkekseniz, sürücüyseniz, arabaları az da olsa seviyorsanız Scania adını duymamış olmanıza imkan yoktur.

Kadın güruhuna da dahil olabilirsiniz. Kadınlarımız hemen alınmaca atriplerine girmesin diye söylüyorum 🙂

Scania’nın bu gördüğünüz modeli Bulgaristan sokaklarında fink atmakta.

Eski göründüğüne aldanmayın. Bulgaristan yollarının deliklerine maruz kalıp kısa zamanda çökmüştür mutlaka.

Scania’nın bu modelinden henüz haberiniz yoksa, artık var.

Bir sonraki kareler polis çevirmesinden olsun ister misiniz? 🙂

Written by Besimi

Aralık 10, 2008 at 3:31 pm

Uncategorized kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

Ateşle Yaklaşma!

leave a comment »

dscf0065

Senelerden 2005.

Bulgaristan‘ın nadide okullarından (benim üniversitem tabi ki :D) birinin bulunduğu Blagoevgrad şehrinin merkezine yakın ancak hafif de dışına konuşlanmış bir öğrenci yurdu. Yurdun adı pek sık rastlanan türden değil. Skaptopara!

Wikipedia‘nın dediğine bakılırsa, bizim Skapto diye bildiğimiz Skaptopara, Blagoevgrad’ın Antik Trakya devrindeki adı.

Resimde görülen çöp kutuları da bendenizin nadide(!) odasından seçilen manzaralardan bir tanesi. Aslında bir çok ilginç ve hoş manzaraya hakim bir konumdaydık yurtta.Fakat, güzel olanlarını paylaşmama sebebim sıkıcı olmalarıdır 🙂

Mevcut resmimizde görünen keçiler civarda oturmakta olan ahı gitmiş vahı kalmış bulgar ninelerinden bir tanesine ait. Hergün bizim yurdun civarını ziyaret eder, keçileri otluk alana bırakır, kendisi de başka bir ninenin yanına çöküverir, muhabbete başlarlar. Arada sırada karton ve plastik şişe toplayıcılığıyla da uğraşsalar, genel amaçları boş zamanlarını sosyalleşerek geçirmek olduğuna eminim.

Benim de boş(!) bir anıma denk gelmiş ki böyle bir resim çıkmış ortaya.

Resimdeki enstantaneyi yaratan ilginç ayrıntılardan bir tanesi de çöp konteyner üzerinde Bulgarca “НЕ ПАЛИ”(Ne Pali), ”Ateş Yakmayın” ibaresidir. Daha da enteresan olanı, muzip gençlerden biri yazmış olsa gerek, ”Ateş Yakmayın”ın hemen yanındaki ”SEX” yazısı.

Alakadan tuzu, karabiberi ve maydanozu esirgemeyen bir yaratıcılık örneği!

Önemli bir ayrıntıyı atlamaya gelmez. Keçiler, çöp konteynerlerinin arkasında görünen otlak alanda doyunmakla meşgullerdi genelde.

Karton kağıdı ya da plastik yiyebileceklerine dair herhangi bir bilgi mevcut değil henüz.

Written by Besimi

Kasım 5, 2008 at 2:46 pm

Hoş kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , , , , ,

Derin Kıvrımlarda Kalan Küçük Enstantane

leave a comment »

Mutluluktur bizi hayata bağlayan. Günlük ve anlık sevinçlerimizi mutluluğa çevirmeyi bilip bu anları unutmama isteğidir bizi canlı kılan.

Doğaya doğarız, doğaya sarılırız, doğadan emeriz ilk sütümüzü.

Doğada karşılıksız ve uçsuz bucaksız mutluluğun resmini buluruz.

Resimdeki yer Bulgaristan‘ın Vidin kasabasına 10-15 km uzaklıkta bir köy kırı.

Gördüğünüz ninenin ardındaki kır alabildiğine yeşil o mevsimde.

Güzel bir mayıs günü. Vidin’de arkadaş ziyaretine gittiğimde Vidin’de her sene düzenlenen RallyVida’nın yapılacağını öğreniyorum. Ralli‘nin ilk ayağı şehir dışında yapılır, biz de kaçırmak istemeyiz.

start çizgisinden yaklaşık olarak yirmi dakikalık yürüme mesafesinde bir yol kenarına kendimizi ve fotoğraf makinelerimizi konuşlandırıyoruz. Heyecanlı bekleyişi daha da ilginç kılmak adına kendimize güzel bir dönemeç seçiyoruz. Tabi sağlam bir ağaç arkasına saklanmak da aklımızdan geçmiyor değil (gölge olsun diye değil, araçlar virajı alamazsa babında kendimizi sağlama alma güdüsü :D).

Heyecanımızı uzun süren bekleyişe kendimizi vermektense etrafımızda gözümüze çarpan ilginçlikleri resmederek perçinleme arayışındayız.

Derken, yanıbaşımızda bu sevimli nine ve şirin köpeği beliriyor.

Birlikte sağlıklı yaşam turuna çıkmış olmalılar diye düşünüyorum. Teyzenin elinde kırık ağaç dalından yapılma bir sopadan başka birşey yok. Buradan yapıyorum sadece yürüyüşe çıktıklarının yorumunu.

Bu resim kafamdaki mutluluğun tarifiyle, teyze ve köpeğinin bakışlarında edindiğim mutluluk tarifine hemen hemen uygunluk gösteriyor.

Nedir ki insanın hayattan istedikleri. Huzur. Sağlık. Sevilmek. Sevmek akabinde.

Bu bileşenlerin hepsini yaşlı teyzede ve köpeğinde tek tek gördüğümde bir çeşit kıskançlık aldı beni. Aslında kıskançlıktan imrenme dolu bir duyguydu beni kaplayan. İçimden, ‘helal olsun teyzeme!’ diye de geçirdim ayrıca.

Çok kısa süren bir selamlaşmadan sonra teyzeyle köpeği yanımızdan ayrılır yavaş adımlarla. Biz de yüzümüzü, doğanın tam ortasındaki endüstriyel gerçekliğe döneriz.

Arayı fazla soğutmadan beklenen ralli başlar ve bu küçük enstantane beynimin derinliklerine itilir. Bir gün (o gün bugündür) o an tekrar hatırlanır ve paylaşılır.

Written by Besimi

Ekim 28, 2008 at 2:46 pm

Hoş kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , , , ,