Çalma kapma ve yaratıcı(!) kıtalararası pazarlama
İki reklam arasındaki farkları bulana McDonald’s, “Bunu seviyorum” borazanı dağıtacakmış.
Mısırlü reklam!
Azerü reklaması!
Savaşlar, İstilalar… Çek bir fırt, gel unutalım!
Afganistan‘ın uyuşturucu bağımlılığı sorunuyla karşı karşıya olduğu uzun süreden beri küresel medya tarafından dile getiriliyordu. Kimsenin de bu konuda birşey yapmadığı gibi. Amerikalılar marihuana’nın serbest kılınması için bir taraflarını yırtarlarken, Karzai de demokrasi için uğraşıyor, didiniyor. Zaten, ülkenin en büyük opium üreticilerinden olduğu (hatta Avrupa’nın en büyük sağlayıcısı diye biliyorum yanılmıyorsam) herkesçe biliniyor.
Türkiye üzerinden Avrupa’ya, Avrupa içinden gene Avrupa’ya, “baba sende mal var mı” sorusunu soran arkadaşa başka arkadaşından ulaştırılıyor. Bu işin geyiği tabi ki. Bir gerçek var ki, üçüncü dünyanın parçasıysanız ve eğer dibe batıyorsanız, biri sizi neden kurtarsın? Yani, ben kılımı neden kıpırdatayım? Demokrasi bu değil mi? İsteyen istediğine tutulur, istediğine tapar, istediğini içer…
Foto kaynak: erooups
İnadına cinnet

İran’daki protestolar uç noktalar taşabilir gibi bir hava esiyor ortalıkta. En azından benim hislerim bu yönde.
Yönetim sert, İranlı muhalefet yanlıları (haklı olarak) kararlı.
Bugün Fenasi sayesinde okuduğum İranlı blogcunun sayfasındaki “Yaşasın Sosyalist Cumhuriyet” ibareleri de endişelerimi yatıştırmaya yeterli değil.
Derinlemesine bir, şu mevcut rejim çökerse yerini alacak rejim ne olur yorumlamalarından çok aşağıdaki linkte bulunan videoda cinnet geçiren, Vatan gazetesinin de kadın dediği İranlı kimse pek kadın gibi gelmedi bana.
Fakat, önemli olan protesto!!!
Zafer Günü










9 Mayıs nedir? Neyin tarihidir bu?
Efendim, 9 Mayıs 1945 yılında Ruslar’a sorarsanız, Naziler‘e karşı kazanılmış bir savaş var.
Her Rus da öyle düşünür; eğer Ruslar olmasaydı, tüm cihan Nazi zulmü(!)nün altında olacaktı. Okulda derinlemesine sci-fi sunumlarıyla, beyin yıkama seansları sağlamına işliyor anlaşılan Ruslar’da.
Hitler’in pimi 9 Mayıs’ta Ruslar tarafından çekilmiş(!) diye tüm Rusya‘da ihtişamı bol acılı, görkemi double hatta triple arttırılmış kutlama gösterileri yapılır. 1998 – 1999 arası Moskova’da geçirdiğim 9 Mayıslar bunu gösterdi bana.
İlk 9 Mayıs kutlaması şok ediciydi. Kutlama meydanında bir sürü insan, askerler, gençler, uçaklar…. Heyecanlandım ilk başta. Neden mi!? Çünkü ben de olacak gibi tam o günde doğmuşum. Ruslar’ın Almanlar’ı hezimete uğratmasından tam 35 yıl sonra.
Tüm o kutlamaları görünce ne gereği vardı efendim dedim, zahmet etmişler benim şerefime bu değerli(!) günü kutlamaya karar vermişler!!!
Adına da Zafer Günü demişler!
Bugün rastgele gezerken blogosferde rastladığım 9 Mayıs fotoları böyle bir anıyı çağrıştırdı.
Rodoplar’da bir düğün havası (Ribnovo)

Al al, rengarenk.

Kasabanın derdinden uzakta.

Düğün dernek, tek yürek.

Bu ufak bakkaliyede gözüme alkole dair bişey çarpmadı.

Koca koca aileler, nesil boyu.

Rengarenk, abartılı bir çeyizin önüsıra davul zurna.

Köy ahalisi derneğe tam anlamıyla hazır.

Bu yaşlı nine, köhne evinin balkonundan düğüne daha rahat katılabileceğeni düşünmüş olsa gerek.

Anam, alacakuşağı, renk renk üstüne.

Garip ama gerçek: bu da gelinimiz.

Tuval misali geline vurulan son rötuşlar.

Damada, bir yastıkta beraberce kocamak üzere gelin teslim ediliyor.
Bu görüntüler gösteri amaçlı yapılmış veya giydirilmiş köylüler değil. Bulgaristan‘ın Ribnovo köyü ahalisinin nadide kızlarının bir tanesini evlendirme töreninden çekilmiş resimlerdir.
Osmanlı tesiriyle (kimi tarihçiye göre zorla ve hile ile, kimisine göre de kendiliğinden müslüman olma) İslamiyet’i kabul etmiş bir Slav topluluğudur Pomaklar. Bu resimlerde gördüğünüz köy sakinleri de Pomak diye adlandırılan (aslında pomak kelimesi pomaklar arasında küçük düşürücü bir etiket olarak da algılanır) Müslümanlardır. Bulgarlar tarafından Müslüman oldukları gerekçesiyle, Bulgaristan Türkleri tarafından ise Türk olmadıklarından dolayı saygı görmemeyi bir kenara bırakın, hor bile görülürler.
Bu durum da, pomakların kendilerini izole etmelerine ve hatta ve hatta kendisini izolasyon duvarından sıyırmaya çalışanların önyargıları gerçek kimliklerini saklama yoluna gittikleri yalan değildir. Şahsen, üniversite yıllarında çok fazla sayıda kimliğini saklayan pomakla tanışıp, neden sonra Türk olduğuma inandıklarında gerçek kimliklerini açıklamışlardı bana. Fakat aramızda kalması şartıyla tabi ki.
Birçoğuyla oturup sohbet etmişizdir, bir sorular yöneltmişimdir zamanında. Ancak, hiçbir zaman bir pomak köyüne gidip yaşantılarını yakından inceleme şansına sahip olamadım. Sevgili gazeteci arkadaşım Nesrin sayesinde, onun bizzat kendi makinesiyle çektiği ve benimle paylaştığı resimleri ben de paylaşma gereksinimi duydum.
Anlaşıldığı üzere, bu bir köy düğünü. Bildiğim pomaklar son derece dindardır ve inançlarına toz kondurmazlar. Kendilerini herhangi bir etnik gruba dahil edemediklerinden tüm aidiyetleri inanç sistemleri üzerine kurulu ki bu da son derece anlaşılabilir sebeplerden dolayı böyle. Koyu müslüman olmalarının yanında, pomak kadınlarının rengarenk, doğayı bütün ihtişamıyla yansıtan kıyafetleri ve gelinin zombie beyazına boyanan yüz makyajı bize pagan kalıntıların da inanışlarından tamamen yok olmadığının işaretini veriyor.
Gezelim Görelim: Havacılık ve Ruh Terapisi Üzerine

Başlangıç olarak helikopterler işbaşındaydı.

MIG 29 ile hayli gürültülü ve bir o kadar da keyifli bir uçak şovu vardı.

En uzun ve en heyecan verici gösteri bu kırmızı uçaktan geldi.

Bizim Joro’nun gösteriyi fotoğrafladığını gören pilotumuz el bile sallar

Bu da en beğendiğim foto olduğundan buradaki yerini alsın..
Cumartesi günü dbugg’la yapılan futbol maçı sonrası Bankya’ya gidip güzel ve leziz pirzola keyfinden sonra Joro Filibe’ye gitme fikrini ortaya attı. Ne var dedim Filibe’de. Avio Show dediler. Avio da ne? Aviation demek istediklerini neden sonra anladım.
İyi dedim gidelim. Filibe beklerken Assenovgrad‘ın dışında çok güzel bir evde bulduk kendimizi. Meğer Joro’nun ailesine aitmiş orası. Ufak çapta bir malikane de diyebiliriz. Vardığımız gibi içki sofrası ve 5 kişilik küçük ve eğlenceli sohbet ortamı. İçme de yanında yat. Yatağın yolunu bulmam sabahın 4′üne denk geldi. Uyanmam da 8′e.
Daha sonrasını ne anlatayım. Uçak gösterisi, güneşli bir Filibe günü. Ve akşamında Sofya’ da basketbolla yorgunluğu atma girişimleri.
Her tarafım ağrıyo nedense. Ama ruhum eskisinden daha dinç!
P.S: Resimler Joro‘nun sahipliğindedir. Gösteriye ait daha fazla fotoya ulaşmak için dbugg‘ın galerisine bakabilirsiniz.
Sivil Uyanış, Her Eve Lazım!

Hazırlıklar

Harekete geçilir.

Genç cephe.

Tepki önemlidir.

Kısıtlamalar istemiyor gençlik.

Devletin eli de armut toplamıyor hani.

Doğrudan tepki.

Aman führerimiz yanmasın!

Görünen sonuç, Belarus gencinin bir nevi temennisi.
Dün, Minsk‘te devlet başkanı Lukashenko’ya karşı Sivil Bilinç Yürüyüşü vardı.
Yıllardır idarede kalmış bu hükümete karşı, faşistinden, özgürlükçüsüne, ayrılıkçısına kadar herkes Lukashenko’yu protesto etmeye çıkmış meydanlara.
Geçen yılın aksine bu yılki protestolarda fazla uçlara kayılmamış (her ne kadar polis-vatandaş elele modeli benimsenmemiş olsa da) nispeten sakin bir yürüyüşle protesto eylem görevi yerine getirilmiş.
Ağaç düşmanı yaratıcılık



Çok yaratıcı ve değişik bir kibrit dizaynı. Her ne kadar da ağaç israfını (katliamını) tetikleyici özelliği olsa bile ben süper yaratıcı buldum.
Reklam malzemesi olarak firmalar bunu eşantiyon niyetine dağıtmayı düşünebilirler.
Buradan aldım.












